Depersonalizasyon-Derealizasyon Bozukluğu (DPDR)

Depersonalizasyon-Derealizasyon Bozukluğu (DPDR)

Depersonalizasyon-Derealizasyon Bozukluğu (DPDR)

Derealizasyon ve depersonalizasyon, disosiyatif bozukluklar kategorisinde yer alan, kişinin kendisini veya çevresini gerçekdışı bir şekilde algılamasıyla karakterize edilen iki ayrı durumdur.

Derealizasyon, kişinin çevresini ya da dış dünyayı gerçekdışı, bulanık veya yabancı gibi algılaması durumunu ifade eder. Birey, nesnelerin, insanların veya genel çevrenin kendisine uzak, soyut veya bir rüya gibi hissettiğini deneyimleyebilir. Derealizasyon durumunda, gerçeklik hissi kaybolmuş gibi algılanır.

Belirtileri:

1. Çevreyi gerçekdışı algılama. 2. Nesnelerin, insanların veya genel çevrenin soyut veya uzak görünmesi. 3. Duygusal uyuşukluk ve hissizlik. 4. Gerçeklikten uzaklaşma hissi. 5. Zamanın yavaş veya hızlı geçtiği hissi.

Depersonalizasyon ise, kişinin kendisinden, düşüncelerinden, hislerinden ve hatta bedeninden kopmuş hissetmesini ifade eder. Bireyler, genellikle kendilerini sanki dışarıdan bir gözlemci gibi izlediklerini hissettiklerini belirtir. Ayrıca düşünceleri ve davranışları üzerinde bir kontrolleri yokmuş gibi hissedebilirler. Yani depersonalizasyon basitçe kişinin duyarsızlaşması, kendinden kopması veya kendine yabancılaşması olarak ifade edilebilir

Belirtileri:

1. Kendi bedenini veya davranışlarını yabancı veya uzak gibi algılama. 2. Duygusal uyuşukluk ve duyguların donmuş gibi hissedilmesi. 3. Gerçeklik hissinden uzaklaşma ve “izleyen” bir gözlemci gibi hissetme.

Nasıl Oluşur:

1. Anksiyete ve Stres: Yoğun stres, travma veya aşırı kaygı tetikleyebilir. 2. Psikolojik Faktörler: Çocukluk dönemi travmaları, kişilik yapısı, özgecilik eğilimleri gibi psikolojik faktörler etkili olabilir. 3. Madde Kullanımı: Halüsinojen maddelerin kullanımı tetikleyebilir veya kötüleştirebilir. 4. Nörolojik Sorunlar: Sinir sistemi ile ilgili sorunlar neden olabilir.

Çözüm Yolları:

Bu bozukluklar, kişinin günlük işlevselliğini etkileyebilir ve yaşam kalitesini azaltabilir. Profesyonel yardım almak, genellikle terapi (örneğin bilişsel davranış terapisi) ve bazen ilaç tedavisi içerebilen çeşitli tedavi yöntemleriyle bu bozuklukların yönetilmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda meditasyon, derin nefes alma ve yoga gibi stres azaltıcı tekniklerle beraber stres yönetimini yapmak, duyguları tanıma ve kabul etme üzerine odaklanarak duygusal farkındalığa varma ve eğer madde kullanımıyla ilişkilendirilmişse, madde kullanımından kaçınmak önemlidir. Özellikle bu tür belirtileri yaşayan bireyler, bir sağlık profesyoneliyle görüşmeli ve uygun tedavi seçenekleri hakkında bilgi almalıdır. Her birey farklıdır, bu nedenle tedavi planı bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanmalıdır.

Klinik Psikolog Sümeyye AYDIN AFŞAR

Diğer Yazılar